22 Temmuz 2008 Salı

Andrei Arshavin

Avrupa Şampiyonası'nda gösterdiği performansla Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çeken ve adı transfer haberlerine bolca konu olan Arshavin'in Tottenham'a gitme ihtimali doğdu.

Bundan önce medyada Barcelona, Madrid, Chelsea ve birçok kulübün ismi öne atılmıştı, Arshavin için. Ancak Zenit kulübü bu kulüplerden teklif almadıklarını belirtiyorlardı sürekli. Sonunda Zenit, Tottenham'dan teklif var Arshavin'e duyurmuş medyaya. Daha doğrusu Tottenham sormuş kaça satarsın diye, 27 milyon euro demişler cevabı bekliyorlarmış.

Şu an Tottenham'in forvet hattındaki isimlerden Robbie Keane'a Liverpool'dan, Dimitar Berbatov'a da Manchester United'dan teklif geldiği iddia ediliyor. Tottenham'ın Jo, Modric ve daha birçok oyuncuya ödediği parayı göz önüne alırsak tükenmiş olma ihtimalleri yüksek gözüküyor. Bu durumda Arshanvin'i almak için Berbatov ve Keane'in de Liverpool ve Manchester'a verilme olasılığı pek de uzak durmuyor.

Seneye Tottenham'da Jo-Arshavin ikilisinden oluşan değişik bir forvet hattı görebiliriz.

Joao Pinto

1971 doğumlu, 36 yaşındaki, Portekiz'in efsane futbolcularından Joao Pinto futbolu bıraktığını açıklamış.

90 lı yılların başında Figo, Couto, Vitor Baia, Rui Costa gibi yıldızlarla birlikte sahneye çıkmıştı, Joao Pinto. 89 ve 91 yıllarında Portekiz Genç Milli Takımı ile şampiyonluklar yaşamıştı, bu isimlerle beraber. 1991 yılında Portekiz'de yılın futbolcusu ödülünü kazanmıştı.

Meira kariyeri boyunca sadece 1 sene Portekiz dışında oynamıştı, o da Atletico Madrid'de 91-92 sezonunda. O sezondan sonra 92-00 arasında Benfica, 00-04 arasında Sporting, 04-06 arasında Boavista, 06-08 arasında Braga'da forma giymişti.

Portekiz Milli Takımı'nda da yaklaşık 10 yılda 77 kez forma giymiştir, Joao Pinto.

Bana göre o dönemki efsane Portekiz Milli Takımı'nın en önemli 2-3 parçasından biriydi. Hakikaten mükemmel bir topçuydu.

Onu da diğer birçok futbolcu gibi önümüzdeki senelerde bir takımın başında antrenör iken görebilme ihtimalimiz yüksek.

Fernando Meira Galatasaray'da

Sonunda resmi sitede transfer ile ilgili açıklamayı yaptı ve artık Fernando Meira resmen Galatasaraylı oldu. Ben de transferin resmi siteden onaylanmasından sonra rahat rahat transfer ile ilgili birşeyler karalayayım.

Evvela, Fernando Meira hem oynadığı futbol bakımından, hem de kariyeri bakımından istikrarlı bir görüntü çizen bir futbolcu. Portekiz gibi Dünya’nın en kaliteli kadrolarından birinde 50 nin üstünde karşılaşmada görev yapmış bir isim. Belki Brezilya asıllı Pepe, Portekiz vatandaşlığına geçmese EURO 2008’de de ilk 11 çıkabilecekti, Portekiz’de. Ama Pepe-Carvalho ikilisinden birini kesmesi çok zor. İkisi de Avrupa’nın sayılı stoperlerinden ve değerleri de çok yüksek futbolcular.

Kulüp bazında da son 6 yılda Stuttgart forması giydi Meira. Stuttgart’da kaptanlık görevini de üstlenen Meira, 2007 yılında Stuttgart’ın Bundesliga şampiyonu olmasında da en büyük pay sahiplerinden biriydi. Meira’nın o yılki üstün performansı Juventus’u bir hayli etkilemiş olacak ki Meira’yı almak için çok çaba sarfettiler. Meira’da gitmeyi çok istiyordu ama Stuttgart yönetimi izin vermedi onun geçen sene Juve’ye gitmesine.

Bunların neticesinde geçen sene Meira ile Stuttgart yönetimi arasında bir kırgınlık yaşandı. Meira geçen sezon içinde de birçok defa yönetime takımdan ayrılmak istediğini belirtti. Stuttgart yönetimi de bunun üzerine Meira’nın kaptanlık görevini elinden aldı, ipleri iyice koparttı.

Stuttgart yönetimi Meira’nın gidecek olması üzerine Chelsea’den Bouhlahrouz ile ilgilenmeye başladı ve transferini bitirdi. Bouhlahrouz’un da alınması üzerine resmi siteden yaptıkları açıklamadı Meira’nın takımdan ayrıldığını bildirdiler.

Nitekim Galatasaray ayrılmaya niyetli olan Meira’yı ve Meira’yı satmak isteyen Stuttgart ile de anlaştı. İmzalar atıldı ve Fernando Meira Galatasaray’ın futbolcusu oldu.

Meira transferinden sonra Galatasaray’ın defans hattını bir kez daha inceleyelim.

Meira’nın oynayabildiği mevkiiler stoper ve defansif orta saha. Galatasaray’ın orta sahanın savunma bölgesinde Ayhan Akman, Barış Özbek, Mehmet Topal, Tobias Linderoth mevcut ve bu bölgede oynaması mümkün gözükmüyor. Meira bu bölgeye sakatlıklar ve cezalılar sonucunda dahil olabilir. Galatasaray’ın Meira’yı alma nedeni zaten asıl mevkisi olan stoperde oynatmak.

Galatasaray’ın defansın göbeğindeki mevcut isimleri; Servet Çetin, Emre Güngör, Emre Aşık, Fernando Meira.

Servet’in yeri her zaman garantidir bu takımda. Sadece bu takımda bile değil, Milli Takımda bile yeri garantidir Servet’in. O yüzden defansın ortasında oynayacak 2 isimden birine yazıyoruz hemen, Servet’i. Geriye kalıyor Emre Aşık, Emre Güngör ve Fernando Meira.

Emre Aşık benim gözümde bu takımın 4.stoperi olabilir ancak. Hem Galatasaray’ın diğer stoperlerine göre kalitesi daha düşük, hem de yaşlandı. Emre Aşık gereksiz penaltı yapma, saçma sapan kırmızı kart görme ve basit hata yapma oranı çok yüksek oranda bir futbolcudur aynı zamanda. En önemli artıları büyük maç tecrübesi, profesyonelliği. Bunlar da Galatasaray’ın 4.stoperi için yeterlidir kanımca. Büyük maç tecrübesine ve profesyonelliğine bir örnek verelim.

2007 senesinde Song ile Galatasaray bir kriz yaşanmıştı bilindiği üzere ve Song’un o sezon oynamadığı çok maç olmuştu. İşte Song’un oynamadığı maçlarda da Emre Aşık çıkmıştı sahneye. Hem de o sezon oynadığı maçlar şunlardı:

2 Beşiktaş maçı, 2 Trabzonspor maçı, Fenerbahçe maçı, Liverpool maçı.

Bu maçlarda gayet de iyi oynayıp hiç sırıtmamıştı. Sezon boyunca hiçbir maç yapmamasına rağmen bu büyük maçlarda gayet iyi bir oyun ortaya koymuştur. O sezonki performansının ardından Ankaraspor’a giderken kendi sitesinde Galatasaray’dan giden çoğu futbolcu gibi Galatasaray’a saydırmamış, adam gibi gitmiştir, bir gün geri döneceğini söyleyerek. Hatırlatalım, Ankaraspor’a kiralık verilmeden önce Shaktar’dan gelen teklifleri de hiç düşünmeden reddetmiştir Galatasaray’a olan sevgi ve saygısından dolayı.

Emre Ankaraspor’da çalışmaya devam edip, mükafatını Avrupa Şampiyonası’na kadrosuna alınarak ve Galatasaray’a yeniden dönerek almıştır. Emre Aşık belki çok hata yapar, takımını çok yakar ama sadece bu yönleri bile onun sevilmesine yeter de artar bile. Helal olsun sana Emre.

Meira vesilesiyle, Emre Aşık ile ilgili de söyleyeceklerimi söylemiş oldum böylelikle. Şimdi asıl herkesin sorduğu soruya gelelim, Meira-Emre Güngör’den hangisi oynayacak?

Bu soru Emre Güngör daha iyi o oynamalı veyahut Meira daha iyi o oynamalı diyip geçilebilecek bir soru değil. İyice irdelenip, açıklanması gereken bir soru.

Meira birçok kez dediğimiz gibi tecrübe sahibi bir oyuncu, aynı Harry Kewell gibi. Harry Kewell transferinde de taraftarın aklında Arda mı Kewell mı şeklinde bir soru belirmişti, bu kez de Emre mi Meira mı diye bir belirdi, bu soru.

Öncelikle şunu açıklamak gerekir ki; Avrupa’da başarı isteniyorsa kariyerli, isim yapmış ve tecrübeli isimler şart bana göre. Aynı 2000 dönemindeki Hagi-Popescu-Taffarel gibi. 3 futbolcu da 30 larından sonra Galatasaray’a geldi ama Galatasaray tarihinin en başarılı transferleri oldu belki de. Şimdiki Galatasaray yönetimi de bu zamanında başarılı olmuş politikayı 2008 yılında bir kez daha deniyor. Bunun ilk adımları geçen sene Lincoln, Linderoth, Nonda ile atıldı ve bu sene de Kewell ve Meira ile devam ettirildi. Bundan sonra bunun gibi bir forvet transferi de gayet olası bana kalırsa.

Neyse efendim, konuyu dağıtmadan devam edelim. Harry Kewell, Fernando Meira gibi 30 unu devirmiş, futbolu öğrenmiş isimler bu öğrendiklerini Emre Güngör’e, Arda Turan’a öğretecekler. Yeri gelecek birbirleriyle sıkı bir forma yarışına girecekler. Arkalarında Kewell, Meira gibi isimlerin olduğunu bilip daha çok çalışacaklar, daha iyi olmak için gayret sarfedecekler. Bazen oynayacaklar, bazen oynamayacaklar. Ama kendilerini çok hızlı geliştirecekler, bu futbolcular sayesinde.

Meira transferinin bir diğer boyutu tanıtım. Aynı Lincoln, Linderoth, Nonda, Kewell transferlerinde olduğu gibi Meira transferinde de Galatasaray’ın adı geçecek. Galatasaray Avrupa’da maça çıktığında, rakip takım kadrodaki isimlere baktığında henüz maç başlamadan Galatasaray’ın gücünün farkına varacaklar. Yine bu tanınan isimlerin reklamlarıyla, sponsoruyla, forma satışıyla vs. para kazanılacak.

Yazının sonunu da bağlayalım yavaş yavaş. Galatasaray geçen sene kurduğu genç kadronun iskeletini koruyarak, üstüne çürük yabancıları gönderip, iyi yabancılar almaya devam ediyor. Gençlerle, tecrübeli isimleri harmanlayıp Avrupa’da başarılı olabilecek bir kadro oluşturma yolunda çok önemli adımlar atılıyor.

Şu son transferden sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki; Adnan Polat ve ekibi bu kısa süre içerisinde yaptığı hamlelerle, Canaydın’ın gidişini şimdiden fark ettirdi.

Emre Belözoğlu


20 günlük askerini bitirmiş, yeni takımı ile ilk antremanını yapmış Emre. Ne diyelim, hayırlı olsun.. Ama olası sakatlıklardan kaçıracağı maç sayısını merak ediyorum.

Maraton'dan Bir İlk!

Yok yok, sallama transferlerinden, yalan haberlerinden, yabancı sitedeki haberleri yanlış çevirmelerinden falan bahsetmeyeceğim.. Bahsedeceğim şey, milleti aptal yerine koymaya çalışmaları. Ağır oldu ama böyle..

Dün sabah girmişler bir haber. Maraton.com.tr'den büyük sürpriz, bir ilk, yok böyle birşey vs. vs. diye şaşalı şekilde anlatmışlar, bir de yarın açıklayacakları şeyi 1 gün öncesinden haber vermişerlar! Amaçlarının ne olduğu belli.. Amaçlarına da ulaştılar. İstedikleri hiti aldılar, okuyucuyu pek bir güzel kandırdılar. 1 gün sonra açıkladıkları ilke (!) bakın.. Aynen sitelerinde yazdıkları şekilde vereceğim:

MARATON FANTEZİ FUTBOL BAŞLIYOOOOOOOOOOOOR…

Bunlar da böyleler, ne yapacaksın artık...

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Boulahrouz Stuttgart'da

Stuttgart günlerdir transfer etmek istediği Bouhlahrouz'u sonunda bitirmiş. Chelsea resmi internet sitesi Bouhlahrouz'a yeni kulübü Stuttgart'da başarılar dilemiş, verdiği katkılardan dolayı da teşekkür etmiş. Zaten Boulahrouz Chelsea'de koskoca 2 senede 10 maç ya oynadı, ya oynamadı.. Stuttgart gibi bir takımda Chelsea'ye göre çok daha fazla şans bulacaktır. Stuttgart'ın bu transer için verdiği uğraş zaten bunu kanıtlar nitelikte.

Bu transferden sonra Meira'nın ayrılması tamamen kesinleşti. Bakalım, Meira'nın yeni takımı Galatasaray mı olacak, yoksa bir başka takım mı?

Beşiktaş'ın Stoper Sorunsalı

Bir süredir Gökhan ile sözleşme yenilemeye çalışan Beşiktaş kulübü muradına ermiş. Yıllık 850 bin YTL garanti para ve maç başına 25 bin YTL alacakmış Gökhan Zan, nam-ı diğer Cam Adam.

Sivok ve Zapotocny'nin ardından Gökhan'ın da imzayı atmasıyla, Beşiktaş'ın stoper sayısı 3 etti. Bir çift terlik yüzünden kamptan yollanan ve satış listesine konan İbrahim Toraman hala boşta. Boşta olması da son derece normal. 4.5 milyon euro vereceğini zannetmiyorum kimsenin, şu an için Toraman'a. Fikrim İbrahimler'in affedileceği yönünde ama olur da ayrılırsa Toraman çok iyi bir stoper lazım Beşiktaş'a. Sivok'u izledim, Zapotocny'i izledim, Gökhan'ı da biliyoruz. 3 ü de aman aman stoperler değil..

Düşünüyorum da şimdi.. Nerede Ronaldo-Zago, nerede Sivok-Zapotocny...

Tobias Linderoth

Galatasaray'a büyük umutlarla transfer edilmişti, İsveç Milli Takımı kaptanı Tobias Linderoth. Sezonun henüz ilk haftalarında da kalitesini belli etmişti zaten. Ayrıca futbolculuğu kadar karakter olarak da üst düzey birisi olduğunu göstermişti bizlere.. Az sakatlık yaşar denen İsveçli sezonun başlangıcından yaklaşık 2 ay sonra şanssız bir sakatlık geçirerek, sezonu kapatmıştı. Galatasaray yönetimi Linderoth'un ne denli iyi bir futbolcu ve insan olduğunu ve Galatasaray'a ne kadar fazla katkı sağlayacağını bildiği için, buruşturup bir köşeye atmadı onu. Sözleşmesi sezon sonuna kadar donduruldu, doktorlar tarafından tedavisi sürdürüldü. Galatasaray yönetimi de bu dönemde sık sık iletişim içindeydi İsveçli yıldız ile.

Avrupa Şampiyonası'na kadar sakatlığı geçmişti. İsveç Milli Takımı kadrosunu da alındı. Ama İsveç'in 3 maç oynadığı turnuvada kendisine ilk 11 de hiç yer bulamadı,geçen sezonu boş geçirdiğinden olsa gerek. Galatasaray'a döndü. Sakatlığını tamamen atlatmıştı. İlk 2 hazırlık maçında da 90 dakika forma giyerek, hazır olduğu imajını vermişti, Galatasaray taraftarlarına. Ancak bugün yine şok bir haber aldık, Linderoth'tan.

Evet, sakatlanmış yine. Bu seferki öyle 6-7 aylık bir sakatlık değil ama 12 Ağustos'ta ki Şampiyonlar Ligi maçına yetişmesi zor deniliyor. 2-3 haftalık bir tedavi süreci gerekiyormuş, tamamı ile iyileşmesi için, Linderoth'un. Şampiyonlar Ligi maçına 20 gün kaldığını hesap edersek, maalesef oynayamayacak gözüküyor bu önemli maçta, bu önemli futbolcu.

Açık Havada Basketbol






20 Temmuz 2008 Pazar

Meira Galatasaray'da ?

Bugün TRT2'de Galatasaray Teknik Direktörü ile bir röportaj yapıldı. Skibbe önemli bir defans oyuncusunun 1-2 gün içinde kampa gelip, çalışmaları başlayacağını açıkladı. Tabii ki akıllara son günlerde adı sürekli Galatasaray ile anılan Stuttgart'ın kaptanı Fernando Meira geldi. Meira'nın kulübü geçtiğimiz gün Portekizli oyuncu ile yollarını ayırdıklarını, hangi takım ile anlaştıklarını henüz açıklamayacaklarını belirtmişti.

Birkaç saat önce Ligtv'nin sitesinde haber çıktı Meira bu gece uçakla İstanbul'a geliyor diye. Yukarıdaki gelişmelere baktığımızda doğruluk payı da yüksek gibi duruyor hani. Ama haberin imzasına bakınca duraklıyoruz bir an.. Kimin adı mı var? Bahri Havadır... Bu transfer gerçekleşecek gibi duruyor ama haberin altında Bahri Havadır, nam-ı diğer "Uçak kaldıran" olunca biz de bir soru işareti koyuyoruz başlığa. Hele bir resmi site açıklasın. Biz de Meira'yı geniş geniş inceleriz.

Sivas Turu Mucizelere Bıraktı

Sivasspor Intertoto 3.tur ilk maçında kendi sahasında Braga'ya 2-0 kaybederek tur şansını mucizelere bıraktı, adeta.

Kariyerinin en kötü maçını çıkaran Volkan Ünlü -bu kalecinin sadece 2 maçını izledim, ama bundan kötüsü olamayacağı için bu ifadeyi kullanmak pek yanlış olmayacak- maça mükemmel bir kurtarışla başladı.

İlerleyen dakikalarda kontrolü eline alan Sivasspor, Musa Aydın ile 3 net gol pozisyonuna girdi. Ancak Musa 2 si boş kaleye olmak üzere 3 net fırsattan yararlanamayıp, Sivaslılara saç baş yoldurttu. İlk yarı bitti bitecek derken, 45+2.dakikada, yani ilk yarının son saniyelerinde bir frikik şansı kazandı Braga takımı. Topu oldukça kavisli bir şekilde içeriye doğru kesen Luis Augiar'ın topunu Volkan sektirince, Braga soyunma odasına 1-0 önde girdi.

İkinci yarının ortalarında Herve Tum ile Sergio'nun da oyuna dahil olmasıyla şuursuzca doldur-boşalt yapan Sivasspor ilk yarıda yakaladığı pozisyon zenginliğini yakalayamadı. Ama burada defanstaki Brezilyalı Moises'in de hakkını vermek lazım. Tek başına bütün topları topladı, duvar ördü adeta Braga kalesine..

Derken, 77.dakikada günün başarılı ismi kendi sahasından yani yaklaşık 60 metrelik uzaklıktan bir serbest vuruş kullandı. Top oldukça yükseğe çıktı ve ceza alanının içinde oldukça yükseğe sekti, önde olan Volkan ne kadar geri koşup, yırtınsa da topu çıkaramadı... Başta Volkan Ünlü olmak üzere bütün stad yıkıldı, ölüm sessizliğine büründü.. Olmayacak işti hakikaten.. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andı.. Geriye kalan 10-15 dakikalık zaman diliminde Sivaslı futbolcuların ayağı topa gidemez oldu, hepsi çökmüşlerdi.. Volkan dokunsan ağlayacak haldeydi.. Geçti o 10-15 dakikada çabucak ve bütün umutlar tükendi neredeyse..

Maçı inceleyelim biraz. Braga maç boyunca kaleye 4 şut atarken, 10 orta girişiminde bulundu. Volkan'ın 2 hatasıyla da 2 gol buldu. Öte yandan Sivasspor 20 nin üstünde şut çekti, 40 ın üstünde orta girişiminde bulundu. Özellikle sağdan Abdurrahman sürekli bindirme yaptı, ileri-geri gitti. Sivas adına sahanın en iyilerindendi.. İlk yarıda net gol pozisyonlarını cömertçe harcayan Musa da Volkan'ın ardından mağlubiyet faturası kesilecek 2.kişiydi.. Mehmet Yıldız geçen yıl ki Mehmet'ten çok farklıydı. Çok fazla geriye ve kanatlara geldi. Haliyle Sivasspor uç noktada top aktaracak birini bulamadı. Balili olumlu işler yapmaya çalıştı ama kalabalık Braga defansında o da boğulup, gitti. Diyorum ki Balili, Mehmet Yıldız gibi kanatlara inip, geri gelip top alsaydı da Mehmet Yıldız kalıplı Braga savunmacılarıyla boğuşsa daha iyi olmaz mıydı?

Ayrıca Sivasspor'un transfelerine de değinmek lazım. İbrahim Dağaşan dışında hiçbir tanesini beğenmedim. Sonradan giren Herve Tum ve Faruk Bayar sahada hayalet gibi dolaştılar. Stoperde oynayan Bilica topu oyuna sokma özelliğine sahip değil, aynı şekilde Diallo'da. Hal böyle olunca bu ikili özellikle 2.yarıda sürekli top şişirdi. Hayrettin'i de bu isimlere katabiliriz.. Sivas defans hattında sadece Abdurrahman'ı beğendim.. Zaten takımın en iyisi de oydu. İbrahim Dağaşan demiştim başta, ona da değineyim. Öncelikle, topu kanatlara taşıyan, oyunu açan paslar atan bir oyuncu. Sivas'ın orta sahasını çekip çevirmeye çalıştı, becerdi veya beceremedi ama elinden geleni yaptı.. Ayrıca frikiklerde yaptığı ortalar ligin en iyi orta yapan futbolcusu Alex'e yakın seviyede bence.. İbrahim Dağaşan mükemmel ortalar yaptı duran toplarda ama Sivassporlu futbolcular müsait durumlarda topu kale yerinde dışarı yolladılar sürekli..

Bana göre artık Sivasspor'un Avrupa macerası bitmiş oldu.. Buradan çevirmeleri maalesef imkansıza yakın.. Zaten çok şanssız bir şekilde yenildikleri için moraller dibe vuracak, demoralize olarak çıkacaklar büyük olasılıkla Portekiz'deki maça da.. Ama Sivas halkı, futbolcuları, kulübü güzel bir heyecan yaşadı.. Sivas halkı ne olursa olsun takımına bu yaşattıkları için teşekkür etmeli.. Çoğu Anadolu kulübünün ayağına bu fırsatlar gelmez, onlar için de güzel bir tecrübe oldu.

Bülent Uygun

Sormuşlar, Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun´a Fenerbahçe ligde ne yapar diye ? Başlamış sıralamaya Bülent Uygun:

"Çok kötü yönetilirse 3.olur."
"Kötü yönetilirse 2.olur."
"Normal yönetilirse şampiyon olur."
"İyi yönetilirse uzak ara çeker."

Yahu adam resmen kendini Fenerbahçe'ye pazarlama çabasında. 1 değil 2 değil adam sürekli bu tarz açıklamalar yapıyor.

Geçen seneki açıklamasını hatırlıyorum son haftalarda. Şampiyonlukta gönlüm Fenerbahçe'den yana tarzında birşeyler söylemişti. . Ya ne demek bu? Sen şampiyonluk iddiasıyla son haftalara giriyorsun, böyle bir açıklama yapıyorsun.

Benim şaştığım şey de Sivas halkının bu olaya tepki koymaması. Sivasspor taraftarı nasıl bu adama bu kadar imtiyaz tanıyabiliyor? Hiç kimse sus otur yerine işini yap, Sivas ile ilgilen, diyeceğin varsa da Sivas ile ilgili konuş diyemiyor mu? Maalesef bu kafayla giderse, Sivasspor'un işi kolay değil...

Kısmetsizlik

Fenerbahçe'nin son 1-2 haftada yaşadığı hadiseler kısmetsizlikten başka birşey olamaz herhalde. Almanya kampının henüz ilk gününde Deivid sol ayak bileğini kırdı. Doktorlar ilk yarıyı kapattığını söyledi. Deivid daha bu şoku atlatamadan, çok büyük bir şok daha yaşadı, annesinin vefatıyla. Fenerbahçe için kamp dönemi peki iyi başlamamıştı, suratlar asıktı Fenerbahçe'de biraz, takım arkadaşları Deivid'in yaşadıklarından dolayı.

Bunun üstünden çok az bir zaman geçtikten sonra ikinci bir şokla sarsıldı Fenerbahçe. Bu seferde geçen yıl Roberto Carlos'un sakatlığının ardından Avrupa'da ve ligde iyi maçlar çıkartan, hatta Milli Takıma bile çağrılması gündeme gelen Gökçek Vederson sakatlanmıştı. Ve aynı Deivid gibi, o da devreyi kapatmıştı.

Bu da yetmedi, son olarak geçen seneyi Yunanistan'da kiralık oynayarak geçiren ve Avrupa Şampiyonası kadrosunda da bulunan Tümer Metin'de sakatlandı. Ne talihsizliktir, ne kısmetsizliktir ki o da aynı arkadaşları Deivid ve Vederson gibi sezonun ilk devresini kapadı.

Kısacık bir süre içinde 3 önemli kozunu kaybetti, Fenerbahçe. Aurelio'da bunlara eklersek ediyor 4. Zaten geçen senede çok geniş ve alternatifli bir kadrosu olmayan Fenerbahçe'de transfer ihtiyacı iyice ortaya çıktı, bu sakatlıkların ardından. Kaybettiği 4 adamdan, 3 ünün orta sahadan olduğunu ve bunlardan birinin de Mehmet Aurelio olduğunu düşünürsek, Fenerbahçe'nin orta sahaya transfer yapması şart oldu.

Yok Artık Chelsea !

Daha önce çok isteyeni oldu Kaka'nın, fakat Milan onu satmaya hiçbir zaman yanaşmadı. Ancak, Chelsea medyada bahsedilen teklifi yaparsa, Milan'ın bu teklifi çok iyi düşüneceği kesin. Çünkü...

Chelsea'nin, Kaka'ya yapacağı söylenen teklif tam 100 milyon euro! Yani futbol tarihinin rekor bonservisi 44 milyon euronun 2 katından fazla! Eğer ki bu teklif gerçekleşirse; Milan, Kaka'yı hiç düşünmeden satacaktır Chelsea'ye tahminimce, çünkü böyle bir teklif akıl almaz, reddedilemeyecek bir teklif olacaktır. Ronaldinho'nun Milan'a transferi de olası Kaka-Chelsea birlikteliğini kuvvetlendiren bir etken. Amma ve lakin belirtmekte fayda var, bu haberler şu an için söylentilerden, dedikodulardan öteye geçmiyor...

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Servet Çetin

Servet Çetin. Milli Takım'ın ve Galatasaray'ın bu sezonki değişmez ismi, savaşçı ruhu. Lakabı Türkü Baba. Galatasaray taraftaları için Ayıboğan. Bülent Korkmaz'dan sonra Türk futbolunun tartışmasız en fedakar ismi...

Biraz geriden alalım. Kariyerine Kartalspor'da başladı Servet, oradan Göztepe'ye, sonra da Denizlispor'a gitti. Bir yıl oynadığı Denizlispor'da Fenerbahçe'nin dikkatini çekti ve Fenerbahçe'ye transfer oldu. Christoph Daum döneminde 3 yıl Fenerbahçe'de forma giydi.

Fenerbahçe'de pek iç açıcı bir performans gösteremedi. Heleki meşhur Milan ve Ukrayna maçlarındaki Sheva vakaları hala akıllarda. Olmadı. Yapamadı Fenerbahçe'de, tutmadı maya belki de, her ne kadar elinden geleni yapsa da.

Tekrar Anadolu yolu göründü Servet'e. Sivasspor'a transfer oldu. Sivas'da gözlerden ırak olduğu için daha bir rahat oldu, kendini toparlama fırsatı buldu. Pes etmedi, mücadeleyi bırakmadı. Ve nitekim yaptığı müthiş çıkışla daha sezon bitmeden Galatasaray ile anlaştı.

Galatasaray taraftarı epeyce yadırgadı, Servet'i ilk geldiğinde. Taraftarların %99 ı burun kıvırmıştı, Servet'e. Haklıydılar, belki de. Sonuçta Fenerbahçe'deyken kendileri alay ediyorlardı Servet ile. Anadolu takımlarını pek takip etme imkanı olmadığı için de Servet'in yaptığı çıkışı görememişti belki de çoğusu. Ama Galatasaray'ı yönetenler izlemişti. Takip etmiş, görmüş, getirmişti.

Sezon boyunca yaptıklarıyla, gösterdiği performansla ilk geldiğinde kendisine burun kıvıran taraftarı da mahcup etti. Süper Lig'de 34 maçın 33 ünde, UEFA Kupası'nda 10 maçın tamamında, Türkiye Kupası'nda da 8 maçın tamamında forma giyerek tüm sezonda 51 maçta forma giydi. Sadece 1 fire vererek ve sadece 5 sarı kart görerek. İnanılması güç bir efor sarfetti Servet, nerdeyse bütün maçlarda oynayarak. Bununla da kalmadı. Sezon içerisinde Avrupa Şampiyonası Grup Elemeleri maçlarının da tamamında oynadı, öyleki Avrupa Şampiyonası'na kalınca en büyük primi de o aldı.
Avrupa Şampiyonası'nda da kaldığı yerden devam etti, sakatlığı ona dur diyene kadar. Ee haliyle, insan vücuda da bir yere kadar. Tek ayakla oynadığı Portekiz, İsviçre, Çek Cumhuriyeti maçlarından sonra iflas etti Servet'te. Hırvatistan ve Almanya maçlarında oynayamadı. Ama artık biz şunu biliyorduk ki en ufak oynama imkanı olsaydı bile oynardı. Çünkü göstermişti bunu bize Portekiz, İsviçre ve Çekler karşısında.

Şimdilerde sakatlığının tedavisiyle uğraşılıyor.. Servet açıklama yapmış, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçına yetişebilirim diye. Eğer böyle diyorsa Servet, biz biliyoruz ki Servet o maçta sahada olacak.

Galatasaray'ın şampiyonluğunda da Türk Milli Takımının Avrupa Şampiyonası üçüncülüğünde kim ne derse desin, en büyük pay Servet Çetin'e aittir. İnsan üstü çabasıyla, vücudu iflas edene kadar oynamasıyla, savaşçı karakteriyle ve belki de en önemlisi inanılmaz bir gelişme gösterdiği futboluyla bana göre Türkiye'de yılın futbolcusu da olmuştur.

Ee ne duruyoruz o zaman?

"Serveeeeeeeeet, Serveeeeet..."

Tebrikler Boğaz'ın Boğası

Sinan Şamil Sam, 2002 yılında Polonyalı Przemyslaw Saleta'yı nakavt ederek Avrupa ağır siklet kemerini beline takmış ve iki yıl boyunca bu ünvanı başarılı bir şekilde korumuştu. Ancak Boğazın Boğası bu kemeri tartışmalı maçın ardından Luan Krasniqi'e karşı kaybetmişti.

Sinan İtalyan Paolo Vidoz'u sayıyla mağlup ederek, 6 yıl aradan 2.kez Avrupa Şampiyonu oldu. Boksta Türkiye'yi çok iyi şekilde temsil eden Sinan'a tebrik ediyoruz biz de buradan. Seni daha iyi yerlerde görmeyi umuyoruz, Boğaz'ın Boğası...

Harry Kewell Sahada

Galatasaray'ın yeni transferi Harry Kewell yeni formasıyla ilk maçına çıkmış, Lokomotiv Moskova karşısında. Çıkmış çünkü D-Smart sağolsun (!), maçı izleyemedik.

Hazırlık maçlarını izlemek için dumanlı kahve ortamını çekemeyeceğim için, 12-13 Ağustos'da oynanacak Şampiyonlar Ligi maçını bekliyorum, sabırsızlıkla...

Galatasaray'ın Muhtemel Rakipleri

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi 3.ön eleme turundaki muhtemel rakipleri;

Liverpool
FC Barcelona
Arsenal
Schalke 04
Juventus
Glasgow Rangers **
Olympique Marseille
Steaua Bucuresti
Panathinaikos **
FC Basel **
Olympiakos Piraeus
Fenerbahçe **
Shakhtar Donetsk
Anderlecht **
Fiorentina
Spartak Moscow

Yanında işaret olanlar 2.ön eleme oynayacaklar, geçerlerse seri başı olarak 3.ön elemeye yükselecekler. Rakipleri çok zayıf, sürpriz beklenmiyor..

Tabloya şöyle bir göz attığımda Galatasaray'ın eleyebileceği çokça takım mevcut. Galatasaray iyi bir kadro kurdu, iyi bir hava yakaladı, Kewell'in üstüne 2-3 Kewell veya ona yakın kalitede transfer yaparsa taş gibi bir kadro olacak.

Bu dediklerim olursa Galatasaray; Spartak Moskova, Anderlecht, Shaktar Donetsk, Basel, Panathinaikos, Steau Bükreş karşısında favori olur; Fiorentina, Olympiakos, Marsilya, Glasgow Rangers, Schalke 04, Juventus ile başa baş oynar; Liverpool, Barcelona, Arsenal'i elemesi gerçekçi olmak gerekirse büyük bir sürpriz olur.

Yani büyük bir şanssızlık yaşayarak Liverpool, Barca, Arsenal üçlüsünden birisini çekmezse, Galatasaray'ın diğer takımları elemesi hiç de sürpriz olmaz. Zira 2.torbadaki en iyi takımlardan biri Galatasaray.

Kura çekimi 1 Ağustos'da yapılacak. İlk maçlar 12-13 Ağustos, ikinci maçlar 26-27 Ağustos'da oynanacak. Yaklaşık 1 aylık bir süre var ama biz şimdiden Galatasaray'a başarılar ve bol şans dileyelim.

MTK Maçı ve 66 YTL

Fenerbahçe sezonun ilk maçını 30 Temmuz'da Macar Ligi Şampiyonu MTK ile yapacak. Rakip vasat altı, oldukça kötü. Maç, Şampiyonlar Ligi 2.ön elemesi. Yani büyük olasılıkla Fenerbahçe'nin elini kolunu sallaya sallaya kazanacağı maçlar olacak ikisi de.

Taraftarlar uzun bir ayrılıktan sonra takımlarıyla bulaşacaklar. Sabırsızlıkla bekliyorlar. Bilet fiyatları açıklanıyor. O da nesi! En ucuz bilet 66 YTL (kale arkası), en pahalı bilet 315 YTL'yi buluyor. Geçen sene Şampiyonlar Ligi çeyrek finali maçını 50 YTL ye izleyen Fenerbahçe taraftarı daha 2.ön eleme maçına 66 YTL verecek, hiç zannetmiyorum! Eminim, Aziz Yıldırım'da bunun farkında ve amacı tamamı ile taraftarı kombine bilete yönlendirmek. Ama böyle bir yöntem doğru mu? Kesinlikle hayır. Her taraftarının maddi durumu iyi olmayabilir, kombine almayacak parası olabilir. Sonuçta, Fenerbahçe sadece elit bir kesme değil bütün herkese hitap eden bir takım. Onun için, şahsim fikrim bu yapılan taraftarı yönetime küstürmekten başka birşey olmaz.

Son olarak dikkatimi çeken birşeyi de yazmak istiyorum. Gençlerbirliği maraton kombine fiyatlarını 59 YTL belirlerken, Fenerbahçe bir maçın kale arkası fiyatını 66 YTL olarak satışa çıkarıyor. Tabii ki Fenerbahçe milyonlara hitap edeyor, Gençlerbirliği'nin taraftarı yok denecek kadar az, arada uçurumlar var falan filan ama böyle bir durum gözüme çarptı. Öyle işte...

Kayserispor'un Muhtemel Rakipleri

Kayserispor'u UEFA Kupasında zorlu rakipler bekliyor: Sevilla (İspanya), Valencia (İspanya), Benfica (Portekiz), CSKA Moskova (Rusya), Tottenham Hotspur (İngiltere), Manchester City (İngiltere), Everton (İngiltere), Sampdoria (İtalya), Udinese (İtalya), Rapid Bükres (Romanya), Dinamo Bükres (Romanya), Herenveen (Hollanda), Feyenoord (Hollanda), Levski Sofya (Bulgaristan), Austria Wien (Avusturya), Paris St Germain (Fransa), Club Brugge (Belçika), Dnipropesrovks (Ukrayna).

Rapid Bükreş, Dinamo Bükreş, Levski Sofya, Club Brugge, Dnipropesrovks takımlarını eleme olasılığı oldukça yüksek Kayserispor'un, gerisi zor bana göre.

Ama 1.turdan başlamak büyük avantaj. Geçen sene Kayserispor Intertoto'da 2 takım eledi, ön elemede 1 takı eledi ve sonra 1.turda Alkmaar'ın karşısına çıkabildi.Şimdi daha çok hazırlanma şansları olacak. Bol bol hazırlık maçı yapma fırsatı olacak. Yeni transferlerin uyumu içinde yeterli süre olacak.

Kayserispor yönetimi yaptığı açıklamalarla çok antipatik olsa da sadece göze hoş gelen futbol oynadıkları ve doğru hamlelerle bu başarılarını hep sürdürmeye çalıştıkları için Kayserispor'u destekleyeceğim. Bir aralar Kocaelispor, Denizlispor, Gençlerbirliği, V.Manisaspor 1 sezonluk çıkışlar yakaladı ama bu böyle değil. Kayserispor ilk 3 e oynayamıyor belki ama 3 sezonda da istikrarl performans sergileyerek ilk 6 ya girdi.

İngiltere Premier Ligi'nden futbolcu getirmeleri, yeni stad vs. çok güzel projeler var.

Ben Kayserispor'u sürekli olarak üstlerde göreceğimizi düşünüyorum. Durumları Sivasspor ile çok farklı benim gözümde.

18 Temmuz 2008 Cuma

Aimar Benfica'da

Geçen sene iddialı bir kadro kuran ve La Liga'da üst sıraları hedefleyen Real Zaragoza belki deyılın en büyük sürprizlerinden imza atarak, bu kadroyu küme düşürdüler, zoru başardılar. Doğal olarak kadrolarındaki yıldız oyuncular 2.ligde asla oynamak istemiyorlar. Real Zaragoza yönetimi de bu futbolcuları çeşitli kulüplere, iyi fiyatlara satma peşinde çaresizce. İlk olarak Pablo Aimar gitti bunlardan. Önümüzdeki dönemde Roberto Ayala, Francisco Pavon, Diego Milito, Andres D'Alessandro, Juanfran ve Ricardo Oliveira'da ayrılması muhtemel oyuncular.

Benfica transfer için Zaragoza'ya 7.5 milyon euro bonservis bedeli ödemiş, Arjantinli yıldız oyuncuyla da 3 yıllık sözleşme imzalamış. Sevdiğim, favori oyuncularımdan kendisi. İzlemekten zevk alıyorum. Ancak Portekiz Ligi'ni Türkiye'de izleme olanağı olmadığı için, onun futbolundan uzak kalacağız görünüyor.

Hacettespor Süper Lig'de

Gençlerbirliği ile Gençlerbirliği Oftaş arasındaki isim ve renk benzerliği aldığı tepkiden dolayı, zorunlu değişikliğe gitti. Kulübün yeni adı Hacettespor oldu, renkleri de mor-beyaz. Ne diyelim, hayırlı olsun Ankara halkına. Hacettespor uzuuun yıllardır -40,50 yıl kadardır- meydanlarda yok. Kendisi olarak olmasa da Süper Lig'e geri dönüş yapıyor. Bakarsınız, hem Eski G.Oftaş, Yeni Hacettespor (!) Hacettepelilerin olası desteğiyle artık 400-500 kişiye değil de 3-5 bin kişiye oynar en azından.

Ronaldinho Milan'da

Milan sonunda muradına erdi. Dün resmi sitesinin girişinde adını altın harflerle duyurdukları Ronaldinho, Milano kentine geldi, San Siro'da 25 bin taraftarın karşısına yeni formasıyla çıktı. Barcelona formasıyla özellikle 2004 ve 2005 yıllarında gösterdiği performansla futbolseverleri büyüleyen Ronaldinho Gaucho 2 yıl üst üste FIFA tarafından yılın futbolcusu ödülünü kazanmıştı. Ayrıca 2005-06 sezonunda Barcelona ile Şampiyonlar Ligi Kupası sevinci yaşadı.

Geçtiğimiz sezonda büyük bir düşüş yaşayan Ronaldinho, Frank Rijkaard ile sorunlar yaşayıp, bir çok maçta yedek kulübesinden arkadaşlarını izlemişti. Yaklaşık 5-10 gün önce katıldığı Freekick Masters turnuvasında da barajı bile geçemeyip, Amerikalı seyirciler tarafından bile yuhalanmıştı. Ayrıca son 2 yılda bir hayli kilo alıp, göbek yaptı.

Milan Barcelona'ya transfer için 18.5 milyon euro ödedi. Milan'ın şiddetle bir forvet ihtiyacı varken takımda zaten Ronaldinho'nun rolünde olan ve geçtiğimiz yıl yılın futbolcusu seçilen Kaka dururken Ronaldinho'nun alınması iyi bir hamle mi? Düşündürücü. Ancak şu bir gerçek ki; Ronaldinho ile Kaka'yı aynı anda sahada izlemek biz futbolseverler için keyif verici olacak.

Beşiktaş'a Talip Var

Azeri iş adamı Mansimov'un Beşiktaş başkanlığına talip olduğu haberleri çıktı. Türk pasaportu da bulunan Azeri armatör Mansimov İstanbul'da Celal Kolot ve Hasan Kalkavan ile görüşme yapmış. Mansimov aynı zamanda Beşiktaş kongre üyesi de. Ancak belirli bir süreyi dolduramadığı için henüz adaylığını koyamıyor. Yani Celal Kolot veya Hasan Kalkavan'dan biri aday olacak, Mansimov destek verecek bunlara. İlk etapta konuşulan para da 50 milyon euro. Karşılığında formanın göğüs reklamında Mansimov'u şirketinin ismi olacak.

Bu dedikodular henüz yeni yeni çıkmaya başladı. Daha net bilgiler ve detaylar henüz yok. Ama bu durumun aslı kısa bir süre içerisinde ortaya çıkacaktır.

Eğer bu dedikodular doğruysa, Beşiktaş yıllardır belalısı olan Yıldırım Demirören'den ciddi bir kurtulma şansı yakalayacak. Zira ancak böyle bir kişi, şu durumda Yıldırım Demirören'i o koltuktan indirebilir.